dayanıklı olsun diye..!!!!!!

Dayanıklı olsun diye işlem gören sütler hastalık kaynağı—-hayddaaaa….!! – 13:28, 14/1/2008

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Aydın, sütün, çok faydalı bir içecekken pastörizasyon, yüksek ısı uygulaması (UHT) ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geldiğini söyledi.

 

Prof. Dr. Ahmet Aydın, sütün raf ömrünü uzatmak için yapılan pastörizasyon ve UHT’nin bazı hastalık yapan bakterileri ortadan kaldırırken, faydalı bakterileri de yok ettiğini söyledi. Sütün içindeki faydalı bakterilerin hastalık yapmadıkları gibi, birçok hastalığı da önlediğini, sütün kesilmesini ve ekşimesini sağladığını ifade eden Aydın, "Süt, çok faydalı bir içecekken pastörizasyon, UHT ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geliyor." görüşünü dile getirdi.

 

Ahmet Aydın, pastörizasyonun, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engellediğini, sindirim enzimlerini tahrip ettiğini ileri sürerek, "Tahrip olan ve sindirilmeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı vardır." diye konuştu.

 

Homojenizasyon sırasında uygulanan basıncın süt proteinlerinin moleküler yapısını büyük ölçüde değiştirdiğini kaydeden Aydın, molekül yapısı değişmiş proteinlerin immün sistemini aşırı uyardığını ve çocuğun ileride diyabet, astım ve multiplskleroz gibi "otoimmün-kendi dokularını tahrip edici" hastalıklara yakalanmasına yol açtığını iddia etti. Prof. Dr. Aydın, sütün iyi bir kalsiyum kaynağı olmadığını savunarak, "Bizim gibi ülkelerde laktaz eksikliği çok fazladır. Bu nedenle bizim gibi ülkeler yoğurdu bilir, yoğurt ihtiyaçtan doğmuştur. Batı ülkeleri yoğurdu bilmez, çünkü onlar süt şekerine daha eğilimlidirler." dedi.

 

Aydın, "Süt, sağlam kemiklere neden olur" yargısının da kırılması gerektiğini belirterek, sütün kemikleri sağlamlaştırmadığını, tahrip ettiğini savundu. Sütün kalsiyum miktarının yüksek olduğunu; ama iyi emilebilmesi için yeterli kalsiyum-fosfor dengesini tutturamadığını ifade eden Aydın, şöyle konuştu:

 

"Çünkü kalsiyumun emilebilmesi için fosforla belli bir oranı tutturması gerekiyor. Maalesef sütte bire bir gibi oran vardır ve kalsiyum, fosfor iyi emilmez. İyi emilmediği zaman da kana geçmez. En çok süt tüketen ülke ABD’dir, yılda kişi başına 130 litre süt tüketimi vardır. Ve en çok da kemik kırıkları ve kemik erimesi burada görülür. Meksikalı ve siyahlar fazla süt tüketmezler, bunlarda kemik kırıkları son derece azdır."

 

Dereotu ve rokada, sütten daha fazla kalsiyum bulunduğunu anlatan Ahmet Aydın, "Kalsiyum pek çok yeşil yapraklıda var. Bunlar ayrıca bir yığın vitamin sağlıyor. Hele de bunları taze taze tüketirseniz. Emilim açısından kalsiyum, fosfor oranları da çok iyi. Yeşil yapraklılar kemiklerin kuvvetlenmesi için gerekli olan potasyum, magnezyum açısından da zengin. Kemiklerin güçlü olması için yeşil yapraklıların tüketilmesine önem verilmeli." dedi.

 

Sütü süt olarak değil, süt ürünü olarak kullanmanın daha doğru olacağını dile getiren Aydın, şu önerilerde bulundu:

"Mümkünse günlük mandıra sütü tüketilmelidir. Sütü alınan hayvanın meralarda otlamasına ve suni yem yememesine dikkat edilmeli. Temiz olduğuna güveniliyorsa, sokak sütçüsünden de süt alınabilir. Şehirdeki en iyi seçenek, günlük pastörize şişe sütleridir. Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerini kesinlikle kullanmayın. Sadece ekşiyen veya kesilen süt ve yoğurtları yiyiniz. Sütü süt olarak değil, mayalanmış olarak yoğurt, kefir, peynir olarak kullanın. Böyle olunca kaynatmaktan dolayı kaybedilen vitamin, mineral ve enzimlerin bir kısmı geri kazanılır."

 

‘Kutu sütü yerine şişe sütü ya da güvenliyse sokak sütçüsünü tercih edin’  

 

 

kaynak: ZAMAN GAZETESİ..13 ocak 2008

 

not:KAFANIZ KARIŞTI MI?valla benimki karıştı…afalladım kaldım…cerrahpaşa’da prof birisi bunları iddia ediyor,türkiye’nin en çok satan ve okunan gazetesi bunları yayınlıyor ve biz kendimizi şimdi salak gibi hissediyoruz… ne yapacaz…hangisi doğru?

 

hergün 2 bardak bahsedilen sütten içen oğluma şimdi ben süt vermeyim mi?

 

3,5 yaşına kadar bilmeden de olsa şimdi zarar vermiş mi oldum?

 

avrupa’da durum ne?onların sütleri farklı mı?farklı işlemlerden mi geçiyor?

   peki ahmet hocamız doğruyu  söyledi diye işinden olacak mı? onu nasıl susturacaklar? bunları kim cevaplayacak?

Reklamlar

Yazar: uralciftligi

kendi çiftligimizdeki inek ve manda sutlerimizden elde ettıgımız dogal urunler KAYNAĞINDAN DOĞAL KÖY SÜTÜ ÜRÜNLERİ Sizlere unuttuğunuz, özlediğiniz Manda Yoğurdu`nu sunmanın haklı gururunu yaşamaktayız. Yoğurtlarımız, fabrikasyon olmayıp kendi çiftliğimizdeki hayvanlardan makina ile el değmeden sağılan sütler kullanılarak, doğal ortamda, hiçbir koruyucu ve sertleştirici madde veya yoğurt kültürü kullanmadan tamamıyla doğal ev yoğurdundan maya çalınıp üretilmekte ve satışa sunulmaktadır. Yoğurtlarımızın ömrününü uzatmak için hiçbir koruyucu madde kullanılmamaktadır. Böylelikle, yoğurdumuz sizlerin özlediği, annenizin ev yoğurdu tadında ve doğal sertlikte olmaktadır. Piyasada manda yoğurdu diye satılan, fakat rengi sarı inek yoğurdu renginde olan ve yoğurt kültürü kullanılarak üretilen, ayrıca kullanılan sütün yarısının yağı alınmış ve 20 gün raf ömrü olan yoğurtlardan bıktıysanız, sizleri doğal köy ürünlerinin doğru adresi HALİL URAL SÜT ÇİFTLİĞİ `ne bekliyoruz. %100 doğal, hakiki manda yoğurdunun şeker hastalığına iyi geldiğini söylememize herhalde gerek yok. Ama dikkatli olun!! Doktorlar, sadece hakiki manda yoğurdunu öneriyor. Eğer ki, köy sütünü içmeyi özledim diyorsanız, çiftliğimizde inek ve manda sütleri perakende olarak da satılmaktadır Vizyonumuz HALİL URAL SÜT ÇİFTLİĞİ olarak vizyonumuz; doğallıkla doğru teknolojiyi birleştirerek ve sözde değil özünde doğal, kaliteli ürünler üreterek gıda sektöründe aranan firma olmak ve diğer firmalarında bizim şeçtiğimiz doğru yolu şeçmelerini sağlamaktır. Geleneklerimizle bütünleşip kendi kültürümüze ve inancımıza uygun üretim yapıp bu sektörde öncü olmak, taklit eden değil, takip edilen olmak. Misyonumuz HALİL URAL SÜT ÇİFTLİĞİ olarak misyonumuz; herşeyin yapay olduğu bu dünyada giderek insan sağlığını tehdit eden doğallıktan uzak ürünlere rakip olarak kaynağından itibaren doğal ve kaliteli ürünler üreterek,sağlıklı nesillerin yetişmesini sağlamaktır. İnsanların maddi kazançları uğruna kolay para kazanma hırsına kapılıp her yolu meşru gördükleri ülkemizde, sadece doğru üretim yaparak para kazanılabildiğini gösterip öncü olmak, tüm bunlar için adaletli, disiplinli çalışmak amacı içindeyiz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s